02 Mayıs 2008 Cuma

Sabıırr Sabırrr..

Şu an, şu dakika yaşadığım şeyi yaşarken buraya yazmak ihtiyacı duydum. Öncelikle ön bilgi: Malum İzmir'de yaşadığım profilimde de yazıyor. İzmir her ne kadar seçimlerde eskiye oranla CHP ye daha az oy verdiyse de İzmir halkının çoğunluğu AKP değil, CHP'ye oy veriyor. Özellikle Karşıyaka ve bazı semtleri, benim yaşadığım semt de, olabilir, no problem... Daha önce de söylediğim gibi yaşadığım semtte başı örtülü olup da semtin insanına hizmet veren bir ben varım, bu yüzden bazı hazımsız büyüklerim iş yerimize geldiklerinde ya tarafıma bakmazlar, ya konuşmaya tenezzül etmezler, ya da dükkandan çıkarlar. Yani bu kadar saygısız ve hazımsız büyüklerimiz de var ne yazıkki (zaten gençler böyle değil, daha kompleksizler daha aklı başında ve insan tercihlerine saygılılar). Öyle tahrikler ve zorluklar yaşıyorum ki birkaç defa blog sayfama yazmaya niyetlendim, az buz yazdım ama bir insanın yaşadıklarını anlatması bile "siyasi bir durum" gibi gözükebildiği ve blogumda siyasi konu muhabbetlerinden uzak durmak istediğim için yazmak istemedim ve elbette bu konudaki "yılgınlık ve usanmışlığım" da söz konusu. Başörtüsü -sözde- serbest bırakıldığında üniversitelerde Bülent Arınç başta olmak üzere bazı değerli insanlar uyarılarda bulunmuşlardı "Başörtülü bayanlar bu dönemde dikkat etsinler, çevrelerinde sadece olay çıkartmak için tahrik ve kışkırtmalara maruz kalabilirler, hem bir kısım insanlar hem medya ortalığı karıştırmak için malzeme arayışına geçecektir, bayanlar böyle birşey farkettikleri anda ya sussunlar ya da o ortamı terketsinler." özü bu olan, kelime dizilişi farklı olan cümleler... İlk önce "Hadi canım, bi laf atan kışkırtan olursa niye kendimi savunmayacağım" demiş ama biraz düşününce hak vermiştim, çok kolay oyuna gelebilir insan, çünkü önceden planlanmış bir oyun olabilir. Bunlar üzerine başıma gelen bazı olaylar:

  • Bankaya gidiyordum yanımdan geçen 35-40 yaşlarında bir adam "Defolun gidin burdan, ........." diye bir de küfür etti. Şok oldum, durdum. Yanlış duydum sandım. Ama yanılmıyordum, arkamı döndüm tam "Ne diyorsun sen be?" diyecektim ki hem adam uzaklaşmıştı hem de ortam kalabalıktı. Sus kızım yürü yoluna, başına bela alma dedim.
  • Yine bir akşam eve dönüyorum, arkamdan yaşlı bir çift geliyor (dükkanların birinin camının yansımasından özellikle baktım, genç mi yaşlı mı diye) konuşma şu "Şunlara bak şunlara, nasıl da rahat geziyorlar, bi onlar müslüman! Geçen gün sahilde gördüm, başı kapalı bir kız sevgilisiyle el ele geziyordu, müslümanlara bakın!" blablablaa... daha bir sürü konuşma. Ben sinirden zangır zangır titriyorum ama yaşadığım semt öyle bir semt ki dönüp bir şey söylesem, ortam anında kabarır, kabak benim başıma patlar. Sadece arkamı dönüp ikisininde gözlerine baktım baktım, bi tuhaf oldular. Yoluma devam ettim.
  • Bir gece dedemlerden dönüyoruz kuzenler, dayımlar falan, yürüyerek, evler birbirine yakın. Saat de 24.00 falan ortalık sessiz. Bir evin balkonundan birkaç kadın gayet yüksek bir sesle (gecenin sessizliğinde de acayip dağılıyor ses) şöyle dediler "Aaaaaa şunlara bak, nasılda türediler, her yeri sardılar, nolcak ay napıcazzzzz, aaaaaaaaaaaaaaa, bak nasılda hep beraber yürüyolar, aaaaaaaaaaaa" Biz neye uğradığımızı şaşırdık. E gayri ihtiyarı durduk, annemler falan "Ne diyor bunlar be" derken ben sinirimi alamamış "Yuh be! Ohaaa!!! Böcek miyiz biz ne demek türediler, ne bu konuşma şekli, sizin mi bu semt, bu ülke sadece!" demiş bulunmuştum artık... Kadınlar sus pus oldular, duyacağımızı tahmin etmemişlerdi yada özellikle duyurmuşlar ama tepki vermeyeceğimizi sanmışlardı. Eve büyük bir sinir harbiyle dönmüş olduk...
Yazdıkça, aklıma geldikçe daha çok sinirleniyorum, bu örneklerden daha çok var ama yazmayacağım, bunaldım. Ve biraz evvel yaşadığım şeyi anlatayım ve sonra durumu toparlayayım. Adamın teki iş yerimizin karşısındaki parkta sandalyeye oturmuş ve çayını söylemiş şekilde duruyordu (yerinden yeni kalktı ben bunları yazarken) normalde orada oturanın sesi bana pek gelmez fakat adam özellikle benim duymam için sesini yükselterek aynen şu cümleleri kurdu "Yok yok, bu memleketin sonu kötü. Baksana bir onlar müslüman! Hiç de bile, biz onlardan daha müslümanız, biz onlardan daha müslümanız! (bunu defalarca tekrarladı) Bunların hiç birinde Atatürk sevgisi yok, hiç birinde yok! (bunu da defalarca tekrarladı) Bir de rahat rahat geziyorlar, başları dik, kendilerine güvenleri var. -O sırada yanında 70 yaşlarında bir adama dönüp konuşmasına şöyle devam etti- Sizin zamanınızda vatan sevgisi, cumhuriyet bilinci vardı. Bunlarda o yok! vs vs vs...." O kadar sinirlendim o kadar sinirlendimki yazıyı buraya getirine kadar adamın söylediklerinin çoğunu unuttum, belki sonra aklıma gelir. Ama adam bunları söylerken ya yanındakilere dönüyor ya yere bakıyor, ama sesi sonuna kadar açılmış bir radyo misali kendisi! Yazıyı yazarken durup adama dik dik baktım, hani belki bakar diye, adam baktı ve hemen gözlerini kaçırdı. Bu kadar mı kaypak olur insan? Varsa bi derdin niye gelip söylemezsin, ADAM gibi gelsene yanıma söyle. Yemiyor ama yemeezz... Ya sen yürürken arkandan konuşurlar, dönüp baktığında sus pus olur kaçarlar, ya yanından transit geçerken küfür eder anında topuklarlar, ya da kalabalık bi ortamda senin yüzüne bile bakmaya cesaretleri yokken homur homur konuşurlar. A bir de haber sitelerinde yazılan çizilen haberlere şakşakçılık yaparlar. Bu tarz insanların ortak yönü bu sanırım. Kaypak ve korkak olmaları.
İnsan düşündükçe delirecek gibi oluyor, yahu sen kimsin bana defol git diyebiliyorsun? Bu ülke sadece senin mi? Bu semt sadece senin mi? Benim babam da ailemdeki tüm erkekler de bu ülke için gitti, vatani görevini yaptı, senin can ve malını korudu. Büyük dedelerimizden bizim bildiğimiz 3 kişi "sizin tekelinize almaya çalıştığınız cumhuriyet" için kurtuluş savaşında şehit oldu. Biz bu ülkeye hizmet veriyor, vergimizi ödüyoruz. Yani bu ülkenin VATANDAŞIYIZ! Sen kim oluyorsun da beni kovmaya kalkıyorsun?
Başörtüsü kullananları namus bekçisi ilan eden, yine onlara tahammülsüz kişiler (dikkat edin başı açık olanlar demiyorum-çünkü hepsi aynı kompleksi yaşamıyor bunu bizzat ben biliyorum) "Bilmediğim, görmediğim şey beni rahatsız etmez" düsturuyla olsa gerek diye düşünüyorum, nedense başı örtülüler bu rahatsız olan kesime birşeyleri mi hatırlatıyor acaba da, bu "hatırlama"nın doğal sonucu olarak bizler, onlar tarafından namus bekçisi ilan ediliyoruz? Şahsen ben kimsenin bırakın namus hiçbir bekçiliğini yapamam. Allah bizleri yaratırken hepimize akıl-vicdan-idrak vermiş. Birbirimizi eğer karşı taraftan o sinyali alırsak elbette bilgilendiririz ama kimse hele de tanımadığı insanların bilmemne bekçiliğini yapmaz, yapmıyor. Komik oluyor artık... Ben sevgilimin -bu nikahlı eşim de olabilir, karşıdaki bunu nereden bilecek?- elini tutup gezerim, kimseyi bağlamaz. O yaşı geçkin amca-teyze başörtülü kız el ele bir erkekle gezdi diye kızı namussuz ilan ederken aynı sahilde biralarını içip içip çimlerin üzerinde işi pişirenleri de hiç görmez nedense! Sevgilisiyle el ele dolaşan bir başörtülüyü izmirde yılda 3 defa görme durumunuz varsa başı örtülü olmayan ama ortalık yerde öpüşen, yiyişen (siz ne derseniz artık) çiftleri görmeniz haftada en az 3 defadır. Hani özgürlük var ya! Amsterdam da yaşıyoruz mübarek! 8 yaşındaki yeğenim okuldan çıkıp parkta bu yiyişenleri görücek, aa bunun adı özgürlük diyecek! Ama dünya görüşü betona dönmüş amcam-teyzem başörtüsü başında olmasına rağmen sevgilisiyle-eşiyle el ele dolaşan kızı görecek buna namussuzluk diyecek! Ahh ne adalet, gözlerim yaşardı...
Bir de şeyler türedi bilirsiniz, başörtülülerin parkta orda burda öpüşürken falan fotoğrafları. Vay be ne gazetecilik örneği be! :))) Ulan -ya bak sinirlenince ben kibar kız çizgimden kayıyorum çok çok özür diliyorum çok hemdee- siz milleti salak mı sanıyorsunuz? Böyle fotoğraflar nedense sadece böyle vakitlerde internete düşer! Nedense caaanım medyamız kör ya, böyle bir malzemeyi kullanmayı bile akıl etmez! Nedense bu fotoğraflarda erkeğinde kızında yüzleri ya görünmez, uzaktandır fotoğraflar yahut ikisi de ayan beyan ortadadır sanki "Hadi bizi çekin" dermişçesine çekilmiş fotoğraflardır. Günde 1-2 saatini internet karşısında geçirenler eminim bu bahsettiğim fotoğrafları biliyorlardır, bilmeyen ve merak edenlere gönderirim, meraklarını gideririm. Şimdi olay şu, artık belli zamanlarda belli insan-meyda-kurumlar tarafından çıkarılan yalan haberleri yutan yok, insanımız eskisi gibi ne kör ne salak! E haliyle böyle haberler yalnızca internette dolanabiliyor, ya da içi sadece porno dergilerine taş çıkarıcak derecede cıbıldak kadın fotoğrafları ve koca koca reklam içeren, sakız parasından da ucuza alınan -göya- gazatelerin köşesinde berisinde habercik olarak yer bulabiliyor kendine. E tabi bununla uğraşacak biri varsa da mecburen tekzip ediliyor. Lütfen buradaki ve şuradaki haberleri bir okuyun ve medya sektöründe yalan haberciliklerden biraz haberiniz olsun. Rica ediyorum tembellik çökmesin üzerinize ve okuyun.
Dün yeni keşfettiğim ve çok beğendim UçanBalık'daki şu yazıda yaptığım yorum da bu bahsettiğim konuyla ilgilidir. Merak eden gitsin baksın hem UçanBalık'ın yazısını da okusun, üşenenler için aşağıya yazıyorum.

Bir başörtülü olarak yazınızdaki tesbit ve ifadeleriniz beni mutlu etti. Hemen hemen “yılgınlığımdan dolayı” kendi blogumda ifade etmeye artık üşendiğim şeyleri böyle güzel düşünen güzel insanların bloglarında görmek beni mutlu ediyor, rahatlatıyor. Diyorumki bir yerlerde yazılıyor, bu güzel. Oluyor baya, bir TV kanalında izlemiştim. Sanırım bir milletvekili idi, demiştiki “Başörtüsü karşıtları eğer babanneleri gibi örterlerse kabul edeceklerini söylüyorlar. Peki sorarım ben bunlara, onlar babanneleri gibi giyinirler mi? Köylü baş bağlaması gibi bağlasın diyorlar, onlar köyde giyildiği gibi giyim tarzını benimserler mi? Neden bu başörtülü bayanlar ister modern, ister istedikleri şekilde giyinip, başlarını örtmesinler?” bir sevinmiş bir sevinmiştim o bunu deyince :) işte budur, hadi bir de burdan yakın! :) Annem anlatır, İstanbul’dan İzmir’e geldiğinde dedemler, İzmir’de yerleştikleri semtte başörtülü neredeyse hiç yokmuş. Annemleri görenler ya da yeni tanıyanlar temizlikçi sanıyormuş. Neden? Çünkü 70′li yıllarda başörtülü kadınlar ya köylü, ya işçi, ya temizlikçi olurdu ondan.. Ama şimdi ise koskoca holdingleri yöneten, önemli görevlerde yöneticilik yapan, başlarını açsalarda öğretmenlik yapan ve ülkeye iyi insanlar yetişmesine faydası dokunan öğretmenler var, avukatlar, doktorlar, mimarlar.. başörtülü bunlar… Türkiye’de okumaları engellenip Avrupa’da Amerika’da ünv.lerin 1.si olan kızlar var. Ama bizim insanımız kalkıp bunları dışarda okutan derneklere teşekkür etmesi gerekirken Tayyip Bey’in kızlarını neden Amerika’da okuttuğu sorgularlar? Elbette okutacak! Ya ne yapacak? Liseden sonra, “Aman kızlarım, sizi şimdi everelim, okumayın yada başınızı açın okuyun, elimizde fırsatımız var sizi aklı ve vicdanı hür, huzurlu bir şekilde okutabilirz ama olmaz” mı deseydi? Çıldırıcak gibi oluyorum.

Ya böyle işte... Hoşgörüsüzlük insanları ne hale sokuyor, görüyorsunuz...

Resim Kaynak: Zaman

9 yorum:

Romanese dedi ki...

Her başörtülü bir insanın yaptığı dinle % 100 örtüşmelidir, haşa erkek arkadaşıyla bir yerde otursa dinden çıkar, çarpılır.Ama başın açıksa her şey sana serbesttir.İstediğinle yatıp kalkarsın, her türlü haltı yersin.Üstüne üstlük dinini senin gibilerin arasında yaşamaya çalışanlara da etmediğin lafı bırakmazsın.
Kimsin ki sen?
Farkın ne ulan senin benden?
Ben de senin gibi üç kuruşluk örümcek beyni olan öküzü görmek istemiyorum, ne olacak şimdi?
Başörtüsünü çıkarıp boğacaksın böylelerini, başörtüsü ne işe yarıyormuş herkes görecek aslında.
Medyaya gelince hepsi satılık zaten.Ayırt etmeksizin hepsi.Aydın Doğanlar, Ertuğrul Özkökler, Elif Şafaklar durduğu sürece daha çok olacaktır bu.

Leyla dedi ki...

Ağzından bal damlıyor Romanese, helal olsun.

Salincakta Iki Kisi dedi ki...

Leyla, boyle kaba davranislara maruz kaldigini ogrenmek beni cok uzdu. Maalesef her basortusu kullanmayan guzel huylu olmadigi gibi, basortulu olanlarinda gokten inmis melek gibi kusursuz davranislar icinde olmasini beklemek yanlis olur. Insaniz hepimiz sonucta. Hem bir kisinin kabahatini bin kisiye mal etmekte ne demek? Eger bu tur rencide edici satasmalar olursa bence derhal polisi arayip sikayette bulun-hic birsey olmasa bile karakol havasi alip biraz akillari baslarina gelsin. Burasi hepimizin ulkesi, ne senin ne de benim, hepimizin, ve herkeste bunu boyle bilip davranislarini kontrol etmekle yukumlu.

Leyla dedi ki...

Ne güzel söylüyorsun Banu, burası hepimizin ülkesi.. Kız kardeşimle beraber Zurich'de okuma şansını elde etmiştik, gitmeyi isteme ve ünv. bağlantıları, görüşmeler, burslar bunca olaya sadece başörtüsü sıkıntısından dolayı girişmiştik. Açıkçası bunu hem istiyor hem de vatanımda, benim kanımdan milletimden gençlerle beraber okumak istiyorum bu yüzden gitmek de istemiyordum. Sonuçta gidemedik gerçi :) Annem-babam herşey hazırlanmış iş vize işlemlerine kalmışken "biz iki kızımızı da yurt dışına gönderemeyiz, aklımız kalır" diye caymışlardı. Hayırlısı olmuş.. Bu arada polis kısmı da beni korkutuyor. Neden dersen adım gibi eminim çevremdeki 10 insandan 6'sı beni görmeye tahammülsüz. Polis çağırına yada adamı karakola gitmeye ikna edene kadar halimi bir düşünsene. gümbürtüye gitme an meselesi...

esrArengiz dedi ki...

yazının bir kısmında geçen sağduyulu cümleleri kaybetmemekte fayda var kanaatimce.
yoksa seni yürekten anlıyorum leyla..
sevgiler

Erkal Şekerzade dedi ki...

Merhaba Leyla,

Ziyaret ettiğin bir sitedeki (beyn.org) mesajından meraklanarak senin siteni ziyaret ettim.
İfade tarzındaki yetenek ve yazım kurallarına bağlılığını öncelikle tebrik ediyorum.
Ele aldığın konuyla ilgili olarak ise farklı bir bakış açısına sahibim. Belki de halkımızın yalnızca %5 lik bir kısmının üyesiyim.
Okumuş isen beyn.org taki yorumlarım/yazılarımdan da tahmin edebileceğin gibi; tüm bu toplumsal ayrışmamızın/ayrıştırılmamızın altında hep bu cennet ülkeyi sömürü yapmaya çalışanlar var diye düşünüyorum.
Dolayısıyle, yapay ayrımları hayatımızın elzem konuları haline getiriyor olmamızı keyifle izleyenler var. Kimler olduklarını çok yerde izah etmeye çalıştım, burada yeniden yazmaktansa, zamanın uygun olursa kendi siteme göz atmanı dilerim (www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php).
Dilerim ben gibi düşünenlerin sayısı en erken zamanda artar ve öncelikle zihinsel bağlılıklarımızdan, ardından da fiziki bağımlılıklarımızdan kurtulur, geleceğimizi hep birlikte aydınlık ve onurlu bir yaşama çekeriz. O zaman ne senin gibiler inançlarının gereği olduğunu düşündükleri kıyafetinden dolayı rencide edilir, ne de kendilerini laiklik savunucusu zannedenlerin açtıkları yaralarla toplum bağrı kanamaya devam eder.

Dilerim doğruya ulaşmakta geç kalmayız..

Sevgi ve saygı ile,

Erkal Şekerzade
İzmir/Karşıyaka

Leyla dedi ki...

Erkal Bey, beğenileriniz için teşekkürler öncelikle. Beyn.org'da şu an için yorumlarınızı hatırlayamadım, belki de okudum ama isme dikkat etmedim. Önümüzdeki günlerde vakit buldukça hem beyn.org'da hem de kendi forumunuzda yazılarınızı/yorumlarınızı okuyacağım. Forumunuzda görüşmek üzere...

Volkan dedi ki...

AKP nin ülke müslümanlarına verdiği zararı görebiliyorsunuz değilmi. Bende bir baş örtüsü tartışmasında baş örtüsünü savunduğumda hemen AKP ve FG ciymişim tepkisi aldıydım. Halbüki ikisindende nefret ederim. Ama napalım elbet bu yobazcılarda defolucak ülke önderliğinden..
Başörtüsü konusunda da tepki o şekilde tepki almamın sebebide iktidarın bunu siyasi rant yapması olabilir mi?

Leyla dedi ki...

#Volkan;

AKP'nin başörtüsünü siyasi rant yaptığına katılmaıyorum. Bu hususta çektiğim sıkıntının altında yatan sebeplerine çokça değindim ama burada da özetlemek gerekirse AKP'de ve devletin başındaki bir çok insanın eşlerinin başörtülü olması, her geçen yıl eğitim seviyesi yüksek başörtülülerin daha çok artması ve ön plana çıkması, her geçen yıl örtülü bayan sayısının da artması doğal olarak bir farkındalığı peşinden getiriyor. Bizlerin görünmemesi artık mümkün değil. Ve ben ne yazıkki başörtülü insan korkusu olan, birgün zorla örttürülecek inancı olan, din düşmanlığı olan, müslüman korkusu olan, siyasi fayda ve rant sağlayamayan vb. gibi birbirinden bağımlı ve bağımsız insan ve grupların bu durumu "AKP'nin siyasi rantı" olarak gördüğüne inanıyorum. Umarım da görüşümde haklıyımdır, aksi beni üzer.